17 02 2014

Devamı

28 01 2012

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1
Fotoğraf |  görsel 2

Devamı

22 08 2011

BENİ BU ÇÖLLERDE UNUTMAYIN

BENİ BU ÇÖLLERDE UNUTMAYIN Devamı

10 08 2011

BAY ÖKÜZ'LE BAY AHMET (AZİZ NESİN)

Bir zamanlar, ülkenin birinde bir Ahmet Bey varmış. Arpa, mısır, saman alışverişi yaparmış. Çok zenginmiş. Zenginmiş ama, har vurup harman savurmayı da sevmezmiş. Tutumlu bir kişiymiş. Karısı, bigün Ahmet Bey'e, - Çocuğun ayakkabısı eskidi. Yeni ayakkabı almak gerek... demiş. Ahmet Bey, karısına kızmış: - Bu nasıl iştir? Annem bana iki üç yılda bir ayakkabı alırdı da babam yine kızardı. «Bizim zamanımızda bir ayakkabı beş on yıl giderdi.» diye söylenirdi. «İnsanlarda namus kalmamış, her şeyi çürük çarık yapıyorlar.» derdi. Şimdi bizim oğlumuz iki ayda bir ayakkabı paralıyor. Sende hiç mi insaf kalmadı?.. Kadın, - Suç benim değil, demiş, ayakkabıyı eskiten ben değilim. Kadın bu kızgınlıkla oğluna çıkışmış: - Sen ne biçim çocuksun... Baban da, ben de bir ayakkabıyı iki yıl giyerdik. Şimdiki zamanın çocuklarında hiç insaf kalmamış. iki ayda bir ayakkabı eskitilir mi? Oğlan, - Suç benim değil, demiş, siz de biliyorsunuz, ben eskiden bir ayakkabıyı bir yıl giyerdim. Sonra ancak altı ay giyebildim. Şimdi herşey bozuldu yeryüzünde... Bir ayakkabı iki ayda paramparça oluyorsa ben ne yapayım? Satıcılarda ahlak kalmamış. Çürük ayakkabı satıyorlar. Anne ile oğul, her zaman ayakkabı aldıkları satıcıya gitmişler. Neden çürük ayakkabı yaptığını sormuşlar. Satıcı, - Bunun suçu benim değil, demiş. Ayakkapların çürüklüğünden şikayetçi olan bir siz değilsiniz. Herkes de sizin gibi. Ben de bu çürük ayakkapları beğenmiyorum. Ama ne yapayım ki, şimdi zaman değişti. insanlarda ahlak kalmadı. Kunduracılar, hep böyle çürük kundura yapıyorlar. Kunduraların çürüklüğünden o denli çok yakınmış ki, satıcı da, kunduracıya gidip, neden sağlam kundura yapmadığını sormuş. Kunduracı,... Devamı

10 08 2011

KARGALARIN SEÇTİĞİ PADİŞAH - AZİZ NESİN

KARGALARIN SEÇTİĞİ PADİŞAH Bir varmış, bir yokmuş... Eski çağlarda, ülkenin birinde bir zavallı kişi varmış. Günlük yiyeceğinin bile yoksunu, çulsuzun biriymiş. Ama kötü yürekli de değilmiş hani... Bütün isteği başkalanna iyilik etmekmiş. İyilik etmek istermiş istemesine ama, bunun nasıl yapılacağını da pek bilmezmiş. Sıksık, - Aaah ah, dermiş, bir gücüm yetse de şu insanlara hep iyilik etsem... Bu sözleri duyanlar sorarlarmış: - Peki, nasıl iyilik edeceksin? O da, - İyilik işte, dermiş, herkese iyilik edeceğim... Hele o günler bir gelsin, ben bilirim nasıl iyilik edeceğimi... Günlerden bigün dağ başında, «Tannm bana yardım etse de, ben de insanoğluna iyilik edebilsem.» diye mınl mınl mınldanırken, arkadan gelen bir yolcu, yaklaştıkça adamın bu sözlerini duymuş. - Merhaba oğul!.. demiş. İyilik yapmak isteyen adam başını çevirince, ak sakalı göbeğine kadar uzanmış bir yolcu görmüş. - Merhaba baba... demiş. - Nedir öyle kendi kendine konuşuyorsun, Tanndan bişeyler istiyorsun? Adam derdini, insanlara iyilik etmek için nasıl içinin yandığını dilinin döndüğü kadar anlatmış. Ak sakallı adam, - Senin gibi çok kişi başkalanna iyilik yapmak istemiştir çimdiyedek. Bu iyiliğin nasıl yapılacağmı bilseydin, bu kadar çok iyilik yapmak istemezdin. İnsanlara iyilik yapmak, kötülük yapmaktan daha zordur. Dünya kuruldu kurulalı bunu becerebilen çok az kişi çıkmıştır... diye adama akıl vermişse de, o dinlemez, - Ah, demiş, ben başkalarına benzemem. Hele bir öyle yere geçsem, bütün kötülükleri kaldıracağım yeryüzünden. Aç, susuz kalmayacak. Çıplak, çulsuz kalmayacak. Kavga dövüş kalmayacak... Bütün işleri yoluna koyacağım. Ak sakallı, - Çok istiyorsun ama, demiş, yapm... Devamı

12 06 2011

Siz Uyurken bu gece Kaç Kisi Oldu.

Siz Uyurken bu gece Kaç Kisi Oldu. Devamı

12 06 2011

ölümün sessiz çığlığı afganistan

ölümün sessiz çığlığı afganistan Devamı

11 06 2011

DÜNÜN PİŞMANLIĞI,YARININ TELAŞI..

Çok zaman önceydi.O kadar zaman önceydi ki ZAMAN diye bir şey yoktu. İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı. Derken ZAMAN diye üç parçalı bir şey icat etti insan. Bir parçasına dün dedi, diğer parcasına bugün, öteki parçasına da yarın. Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düsünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.Farkında olmadan rezil etti bu gününü.Oysa yarın, bugüne dün diyor,dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı... Mutsuz oldu insan.Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı. !!!!!!!!!!!!!! ... Devamı

28 12 2010

TÜRK

TÜRK |  görsel 1

TÜRK Devamı